Bu sene ilkokula başlıyorum. Okumayı öğrendim bile. Kendi adımı, annemin ve babamın adını yardım almadan yazabiliyorum. Tabelaları okuduktan sonra annemin yüzüne bakıyorum. Bıkkınlıkla da olsa “Hı hı doğru” diyor, bazenleri de düzeltiyor tabii. Olur o kadar.

Geçenlerde en yakın arkadaşım, onun annesi, benim annem ve tabii ki ben gezmeye gittik. Arkadaşımın annesi araba kullandığı için önde; ben, arkadaşım ve annem arkada oturduk. Hemen okuma yarışına giriştik. Arkadaşım kendi tarafındakileri, ben kendi tarafımdakileri. Annem kimin daha çabuk okuduğunun bir önemi olmadığını söyledi. Çünkü anneler böyledir, illa ki uyarmaları gerekir.

Biraz sonra baya büyük bi denizin ve uzun mu uzun bi köprünün üstünden geçtik. Burdan daha önce de geçmiştim ama okumayı bilmiyordum. Bu kez köprünün adını okuyabildim. Annem “Hı hı doğru” demedi. Başını öteki tarafa çevirdi. Doğru okuduğumdan emindim oysa. Bilmediğim o kelimenin ne demek olduğunu sordum. Başını benden tarafa çevirmedi. Ben de arkadaşımın annesine sordum. “Şehit ne demek Canan teyze?” Annem kızgın baktı ve Canan teyzeye fırsat vermeden “Çocuklara göre bir kelime değil, büyüyünce öğrenirsin” dedi.

Tam küsecektim ki arkadaşım “Hadi kelime oyunu oynayalım” dedi. Ağzımdan “Şehit” kelimesi çıkıverdi. Anneme pis pis baktım ama duydu mu, gördü mü bilmem. Arkadaşım, “Tıhh, tıhh” diye diye bulması gereken kelimenin ilk harfini sayıklamaya başladı. Sonunda “Tahtrevalli!” diye bağırdı. Ben olsam “tabut” derdim. Oyunu unutup “sen hiç tabut gördün mü?” diye sordum. “Gördüm tabii,” dedi. Yalancıydı işte, “Nerede gördün ki” dedim. “Önce sen söyle” dedi. “Önce ben sordum bi kere” dedim. Annem, “Tartışmayın” dedi. Bunun üzerine arkadaşım gerçek bir tabut görmediğini sadece resmini gördüğünü itiraf etti. “Aslında” dedim, “ben de gerçeğini görmedim, televizyonda gördüm.” Annem bir hışım yüzüme baktı. Biraz da korkmuş gibiydi. “Televizyonda mı gördün?” dedi. “Hı hı,” dedim, “Tabutların üzerinde bazenleri kırmızı, bazenleri yeşil örtü olur. Babamın televizyonunda gördüm”. Annem babamla bu konuyu konuşacaktı tabii. Başını öyle salladı.

Nihayet yolun sonuna geldiğimizde annemin de yüzü yeniden gülmeye başlamıştı. Herkes o kelimeyi –ismi lazım değil- unutmuş gibi yapıyordu. Canan teyze neşeyle “Eğer çok aç değilseniz biraz dolaşalım” dedi. Daracık sokakların arasından geçerken bir çocuk parkı çıkmasın mı karşımıza! İkimiz birden koştuk ama yarışmadık. Parkın girişinde, parkın neredeyse kendisinden de büyük bir tabelayla karşılaşınca frene bastık. Arkadaşımla aynı anda koro halinde okumaya başladık. Bir yandan da birbirimizi şaşırtmaya çalışıyor kıkırdıyorduk. On-beş-tem-muz-şeee-hiit-leee-riii-çoo-cuk… Arkadaşım ben bitirmeden şıp diye tamamladı. Çocuk parkı!

“Ya anne!” diyerek arkamı döndüm. Annem bir cadının sihriyle dondurulmuş gibi duruyordu. Tabela o kadar büyüktü ki belli bir açıdan bakınca parktaki tüm oyuncakları içine alabiliyordu. Annem tabeladan gözlerini ayıramıyordu. “Şehit ne demek” derken sesim o kadar kısık çıktı ki ben bile duyamadım. O yüzden yanıt falan beklemeyip parka girdim. Annem tabelanın altında durmayı sürdürüyordu. Canan Teyze anneme bakıyordu. Kaydıraktan kayarken bacaklarım yandı. Güneş çoktu da ondan. Arkadaşım salıncağa binip annesini çağırdı. Annem tabelanın az ötesindeki banka oturup bir sigara yaktı. Ben de sallanacaktım ama annemin parka girmeyi istemeyeceğini düşündüm. Ben de salıncak yerine at şeklindeki oyuncağa bindim. Atın tutamakları paslanmıştı. “Amma da bakımsız bir parkmış burası” dedim. Annem genelde parklara gittiğimizde böyle söylerdi. Çünkü çoğunlukla parklar pek iyi durumda olmazdı. Ama tabela çok büyüktü ve gayet iyi durumdaydı. Parktaki her şeyden daha parlak ve yeniydi.

Annem yere bakıyor ve düşünüyordu. “Anneeee…” diye bağırdım. Düşünmeyi bırakmadı. Sesimi duyurmak için daha güçlü bağırdım. Bu kez başını kaldırdı. Ona el sallayarak yerimi belli ettim. Göz göze geldiğimizde deminden beri aklımda duran şeyi söyleyiverdim: “Hani çocuklara göre bir kelime değildi!” Bana öyle geldi ki o an parktaki herkes dönüp tabelaya baktı. Okumayı bildiğim için kendimle gurur duydum.

Karakarga Dergi, Eylül 2016

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.