Virginia Woolf, “Başka insanların gözleri hapishanelerimiz; düşünceleriyse kafeslerimizdir,” cümlesini kuralı kaç saat oldu?

Twitter, Facebook, Instagram ve artık hesabını tutamadığımız bilumum “görünme mecrası” o zamanlar yoktu tabii. Demek ki buralar daha dutlukken Woolf, başka insanların bakışlarına maruz kalmanın doğamız üzerindeki yıkıcı etkisinden söz etmişti.

Şimdilerde pek şikâyet ettiğimiz bir durum değil bu. Aksine talep ettiğimiz, hatta bağımlısı olduğumuz bir ihtiyaç. Görünmek, bilinmek, onaylanmak ve beğenilmek arzusu sınır tanımıyor. Artık bu bahis açıldığında “normal” nedir sorusuna bir yanıt da veremiyoruz. Oysa normal diye bir şeyin varlığından söz edebilmek için bazı ortak normlara, ölçütlere de sahip olsak fena olmazdı.

Akşam yemeğimizi süslü bir tabak içinde fotoğraflayıp sergilemekte sakınca görmüyoruz. Aile albümlerimizi önüne yığmak suretiyle baygınlık geçirttiğimiz misafirlerimiz artık bilgisayarın başında. Şimdi çoluk çocuk hısım akraba ile çektirdiğimiz fotoğraflarımızı sosyal medya üzerinden paylaşıyoruz ki ülke sathında bir dalgalanma yaratsın. Güzelliği, tatlılığı, şirinliği, hümanizmi gözlerinden okunan selfie’leri de anmadan geçmeyelim.

Görünmenin tek biçimi fotoğraf değil elbette. Sosyal medya, her türlü imkânı seferber ediyor. Günümüzün aforizmalarından kaçı geleceğin atasözü olarak anılır dersiniz? O kadarını bilemesek de tatminkâr bir retweet miktarına ulaşmak için epey kafa patlatanımız çok. Tabii hemen peşinden yeni bir “RT avı” başlatmak koşuluyla.

Bunun yanı sıra elleri dert görmesin sağda solda güzel yazılar yayınlayanlar var. Akıllarına, fikirlerine, kalemlerine hürmet. Bu yazıları kendi sayfalarından paylaşıyorlar. Sayelerinde haberdar oluyoruz. Fakat bu görünmenin sayısı onlara yetmiyor olsa gerek; aynı yazıyı paylaşan başka kullanıcıların paylaşımlarını da yeniden paylaşmaktan alamıyorlar kendilerini. Böylece timeline’larında aynı yazıyla ilgili onlarca, belki de yüzlerce tweet burdan köye yol oluyor. Biz de aynı yazıyla bir o kadar kez karşılaşıyoruz. E sonra da yazıyı okumayı ya emir telakki ediyoruz, ya da kullanıcıyı sessize alıyoruz. Gerçi reklamın iyisi kötüsü olmaz.

Sanırım alan memnun, satan memnun. Birisi sizin “eserinizi” paylaştığında, siz onu retweet’leyerek o kişinin de görünürlüğünü artırmış oluyorsunuz. Böylece birbirine gül uzatanlar topluluğu olarak ahbaplar ile çavuşlar arasındaki gönül bağı kuvvetleniyor tabii. İyi de ahbaplık çavuşluk kültürünün kendine yeni bir mecra bulmuş olmasından kelli sevinmem gerekirken bana ne oluyor ki?

Bana ne olduğunu bilmiyorum gerçekten. Belki de bir psikologa görünmeliyim. Çağın yeni bir kompleksinden mustarip olabilir miyim? Neden benim salatalarım bir Instagram salatası değil diye kıskanıyor, ona buna çemkiriyorumdur belki. Ben ve ailemin öteki fertleri ne kadar photoshoplanırsak photoshoplanalım sonuç değişmediği için biraz hınçlanmış da olabilirim. Tüm bunlar bende herkese dil uzatan marjinal bir persona yaratma azmi doğurmuş olabilir. Eh eğer öyleyse ben de bu damın mahpusuyumdur. Allah kurtarsın madem.

Virginia Woolf’un demesine göre, başkalarının bakışlarını, düşüncelerini öyle çok fazla önemsersek “kendimiz” olamayız. E peki nerede kaldı özgün(r)lüğümüz? Selfie de kendini imha ediverdi görüyor musunuz? Tek bir selfie’ye rastlamadım ki kişinin öz’ünü yansıtsın. Yalan yok, benim bugüne dek karşılaştıklarıma özçekim demeye bin şahit ister. Hepsi olsa olsa özene bezene yaratılmış personalar.

Woolf’la başladık Ortega Y. Gasset’le bitirelim de, havamız olsun. Gasset İnsan ve Herkes isimli kitabında diyor; insan kendini en çok doğanın içinde özgür hisseder, çünkü doğa yargılamaz.

Sırtımı sağlam yere yasladığımı görün diye sizinle de hemen paylaşmak istedim. Yalnız retweet’lemekte acele etmeyin. Ortega bu; bir bakmışsınız ters köşe olmuşsunuz. Öyle de oluyor. “Ama,” diyor devamında, “kişi var olduğunu hissedebilmek için ötekinin bakışına ihtiyaç duyar.”

Ama “bağzı ama”ların kırk yıl hatırı vardır. O da gelecek sayıya.

Karakarga Dergi, Mayıs 2016

(Yazının devamı Karakarga’nın Haziran sayısında)

Tagged with →  
Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.