Dünya edebiyatının en ünlü başyapıtları arasında kadın imgesinin üstüne örülmüş olanlar dikkati çeker. Thomas Hardy’nin Tess adlı romanı, Stendhal’den Vadideki Zambak, Gustave Flaubert’den Madame Bovary, Tolstoy’dan Anna Karenina… Ve çağdaş klasikler arasında yer alan Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda‘sı da bir başka önemli yapıttır.

Irmak Zileli, Eşik adlı romanında yakın tarihimizde önemli bir yer tutan kesit içinde bir kuşağın hikayesine yönelmişti. Denebilirse bir yatay kesit içinde ele alıyordu kahramanları… Bu romanda ise dikey kesit olarak bakıyor ezilen cins olarak kadın olgusuna… Nasıl bakmasın? Kadınlar ve kızları hayata belirli önyargılarla atıyor ilk adımlarını. Annenin, ağabeyin, babanın kalıplaşmış davranışları kız çocuğunun davranışsal sınırlarını oluşturuyor.

Bu sınırların irdelenmesi başka yazarlarımız tarafından da ele alındı. Pınar Kür, Leyla Erbil, Aysel Özakın, İnci Aral, Erendiz Atasü ve daha başkaları. Üstelik salt romanlarda değil, öykülerde de görülüyor bu saptama. Tomris Uyar, Nezihe Meriç, Füruzan… Öyleyse Irmak Zileli’yi farklı kılan ne?

Ben bunu üç katmanlı annelik hikayesinin yer yer ince mizahla örülü yapısında görüyorum. Anlatıcı çevresindeki kadın dünyasını sahici diyaloglarla yansıtırken, o kahramandan bu kahramana sıçramalarla okuru soluksuz bırakıyor. Bunu yaparken, erkek egemen yapıyı da fırça darbeleriyle Türkiye’nin zihin dünyasından çıkarıp teşrih masasına yatırıyor.

Roman bir masal diyaloğuyla açılıyor. Ve bundan sonra iplik iplik çözümlemeler, çözülmeler başlıyor. Örneğin şöyle ilginç cümlelere rastlıyoruz: “Bebeğin olacağını öğrendiğin gün, hayatında ilk kez kendini güvende hissettin. Sonra da bu güven duygusunu simgelesin diye bir saat aldın kendine. Böylece tik tak’lar zamanın geçip gitmekte olduğundan daha hayırlı bir şeyleri hatırlatacaktı. Rüya büyüdüğünde saati ona hediye edecektin. Belki anne olduğunda, belki daha erken. Hiçbir şey için geç kalmadan.”

Bu paragraf, romanın ana akımını oluşturan temel bir hareket noktası. Rüya belki büyümeyecek, hep masalların içinde çırpınıp duracak. Ama bize ‘kadın olma’nın makus talihini de çizecektir. Zileli’nin açtığı ilmekler arada düğümlense de sonunda belirli bir noktada tekrar başa dönülüyor. Yine karşımızda bir masal dünyası ve onun küçük kahramanı… 

Öner Ciravoğlu, Sabah Kitap Eki, 30 Mayıs 2014

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.