Bu sene Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Mo Yan’ın edebiyat çevrelerinde “surata yenen kar topu” etkisi yaratan sansürün “bazen” desteklenmesi gerektiğine dairaçıklamasını hatırlıyorsunuzdur. Bu beklenmedik söylemin haberini birçok yerde gördük, birçok yerden okuduk. Açıklamanın haberini “İlle de Sansür” başlığıyla yapanlardan biri de Radikal’in kitap eki olmuştu.

Ancak şu son bir ayda Radikal Kitap’ın sansür kelimesi ile yan yana anılması sadece bu haberle sınırlı kalmadı. Kitap ekinin genel yayın yönetmeni Cem Erciyes’in Oya Baydar’ın son kitabı “O Muhteşem Hayatınız” hakkındayazılan olumsuz eleştiriyiyayımlamaması olayı da geçenlerde patlak verdi. Yaşananlar sonrası eleştiri metninin yazarı Irmak Zileli- haklı olarak- olanları medyada duyurdu, yazısını kendi blog sayfasında yayımladı ve sonrasında çoğu yazardan destek gördü. O günlerde bir etkinlik sebebiyle bir arada bulunduğum İnci Aral,Irmak Zileli’yi desteklediği “Eleştirye Saygı” yazısının aldığı olumlu eleştirilerden bahsediyordu.

Yaşanan olay hemen eleştirilerdeki sığlığı akıllara getirdi. Ancak Radikal Kitap’ta yaşanan bu olay yapılagelen olumsuz eleştiriye sansürün ilk ve tek örneği değil tabii ki. Yıllardır, reklam almak zorunda olan dergilerin çoğundanitelikli bir eleştiriokuyamadığımızda sanırım hemfikiriz. Dergiler ve kitap ekleri yayınevlerinden gönderilen bültenlere sadık kalınarak yapılan haberler ile editörlere yahut yazarlara gönderilen kitapların siparişle yazılan eleştirileri ile dolu. Kurmaca metinlerin de olduğu dergilerde okunacak birkaç yazı yine de bulunurken, amacı kitap tanıtmak olan kitap eklerinde durum tam bir felaket. Kaliteli kitaplarla ilgili yazılmış kaliteli eleştiriler dışındaki tüm yazılar öylesine sığ, yapay ve abartılı deyişlerle dolu ki neler olduğunun farkında olmayan bir okuyucu bu yazıları her okuduğunda her ay, her hafta onlarca klasiğin edebiyatımıza katıldığı hissine kapılabilir. Keşke öyle olsaydı.

Kitap eklerinde olumsuz kitap eleştirilerinin yer almaması gerektiğini savunan bir grup, zaten okuma oranının az olduğu bu edebiyat kültüründe olumsuz eleştirilerin yeni okuyucuların hevesini kıracağını savunuyor. Ancak bu fikir, temelde insanları kandırmaktan ve onları yanlış bilgilendirmek ve yönlendirmekten başka bir şey değilçünkü edebiyatın bilirkişisi gibi davranan- davranması da gereken- kitap ekleri veya edebiyat dergilerinin görevi yalnızca kitap tanıtmak değil koca bir sanatın kültürünü oluşturmak, etkilemektir. Bu tarz yayınlarda çıkan yazılar bir okura bir kitabın çok estetik ya da güzel olduğunu söyleyerek o okurun estetik anlayışını-burada “saf” okurlardan bahsediyorum- doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor. Biçimsiz, zevksiz, boş cümlelerle dolu bir kitabı güzel diye okuyan okur farkında olarak ya da olmayarak bu tarz kitaplara alışıyor. Böylelikle yanlış bir “güzel” anlayışıbenimseyen okur daha sonra belki de Oğuz Atay’ın, Yusuf Atılgan’ın “güzel”inibeğenmiyor, estetik bulmuyor ya da anlamıyor. İnsanların estetik anlayışına doğrudan müdahele eden bu eleştiriler zincirleme bir etki ile uzun vadede kötü eserlerin takdir gördüğü bir kültür yaratıyor.

Öyleyse, olumsuz kitap eleştirilerini onaylamayan bu grubun bu isteğinin altındabaşka bir sebep olduğu sonucuna ulaşabiliriz: Maddi bir sebebin olduğu sonucuna.Bunu, kimseyi yargılamak ya da acımazsızca eleştirmek için söylemiyorum.Kimseyi kandırmaya gerek yok. Reklam ve pazarlamanın neredeyse yaşamın her alanına nüfuz ettiği bir sistem içinde, herkes şöyle veya böyle ayakta kalmaya çalışıyor. Edebiyat da maalesef artık bu sistemin bir parçası, belki de sistemin en çok etkilediği parçalardan biri. Tirajı bini bulamayan edebiyat dergilerinin bu dergileri çıkarmaya devam etmesinin tek yolu kendilerine sayfalarca reklam bulmaktan geçiyorken,güçister istemez reklam verenlerin eline geçiyor.Zaten satışla geçinen gazetelerin eklerinde durum biraz daha farklı olsa da aynı baskı orada da mevcut. Ancak para kazanmaya çalışmak, etik ve sanatı yok saymayı elbette gerektirmiyor. Gerektirmemeli.

Dergilere ya da kitap eklerine verecekleri müstakbel reklamın yarattığı gücü elinde bulunduranyayınevlerinin olumsuz eleştiriler yüzünden reklam geri çektiğine hiç şahit olmadım. Ancak yayınevlerinden bazılarının bu baskıyı –hem de ustalıkla- yaptığı abartısız herkes tarafından çok iyi biliniyor. Tabii hiçbir yayınevi olumsuz kitap eleştirilerini bastığı için reklamı çektiğini söylemiyor bir dergiye-belki de şahit olmamamın sebebi de budur. Reklamı geri çekmek, kurumsal iletişimcilerin ya da reklam müdürlerinin laf oyunlarıyla bezeli sözlerine kalıyor. Türlü bahanelerle geri çekilen reklamların sebebini çok iyi bilen bir yayın yönetmeni- ki bir yayın yönetmeni bir şirket sahibine hesap vermek zorundadır- ister istemez bir sonraki yazıyı yayımlamak konusunda geri adım atabiliyor. Bu, psikolojik oyunların ustaca oynandığı bir oyun.

Bu noktada her yayınevinin bu baskıyı uygulamadığını, uygulamayacağını da belirtmeliyim. Çünkü az önce de dediğim gibi yayınevleri de kitaplarını tanıtmak zorunda, bu iş için en iyi yerler dergiler ve kitap ekleri.Ancak yıllardır yapılanlar öyle bir atmosfer yaratmış ki yayın yönetmeni -ya da sansür kararını veren her kimse- her yayınevinin her kitabına aynı muameleyi yapmak zorundaymış gibi bir tavır takınıyor ve ona göre hareket ediyor. Gelen olumsuz eleştiri ister reklamlarını geri çeken, kitaplarına zerre kadar güveni olmayan bir yayınevinin, ister bu baskıyı uygulamayacak nitelikli bir yayınevinin kitabı hakkında olsun, tavır değişmiyor.

Bunlara ek olarak bu sistem içinde kitaplarını tanıtarak “kâr” ettiklerini sanan yayınevleri büyük bir yanılgı içine giriyor. Bu yöntem ile tek dile indirgendiği için eleştiriler yavanlaşıyor. Bunun sonucu olarak dergiler ve kitap ekleri kalitesizleşiyor ve kalitesizleşen bu yayınlar, okuyan kesimi oluşturan kaliteli okurlarını kendilerinden uzaklaştırıyor. Dergiler okuyucularını kaybettiğinden reklam verenlere daha bağımlı hale gelirken yayınevleri verdikleri reklamlarla hedef kitlesine hitap edememeye başlıyor. Onlar da okunamamaktan yakınıyorlar. Ancak yine de öyle veya böyle yayınevleri ve dergi ya da kitap ekleri bu etkileşimden habersiz “Polyannaeleştiri”leri edebiyata bir şekilde sunmaya devam ediyorlar. Kültür başta olmak üzere kimse aslında bu sistemden bir şey kazanmıyor.

Peki edebiyat kültürünü yozlaştıran bu durum değişemez mi? Değişebilirse nasıl?

Elbette bu soruların cevapları bir sayfalık bir yazıda verilebilecek kadar kolay değil. Her şeyden önce bütün bunlara sebep olan bir sitem işlemeye devam ediyor. Ayrıca sorun sadece yayınevleri, yayın yönetmenlerinden de kaynaklanmıyor. Dışarıda bir yerlerde kötü niyetli eleştirmenler, yazılar da yok değil.Irmak Zileli’nin dediği gibi “Yazar ayağından eleştirmenine, eleştiri mecralarının tırpanlanmasından edebiyatın piyasa ilişkileriyle boğulmasına kadar pek çok konu var konuşulması gereken.” Ancak yine de en azından yayınevi-yayın ayağında rüzgârı tersine çevirmek için adımlar atılabilir. Öncelikle, yayınevleri süregelen atmosferi dağıtacak açıklamalar yapmalı ve yayın yönetmenlerini rahatlatmalılar. Olumsuz eleştiri bastığında dahi reklam aldığını gören yayın yönetmenleriotosansüre başvurmayacaktır. En azından maddiyat yüzünden.İkinci olarak da sansür-otosansür konusunun gündemde kalmasının sağlanması olmalıdır. İnci Aralların yaptığı eleştirilerin azınlıkta ve yüzeysel kalmaması, bu konunun yalnızca Radikal Kitap olayı gibi olaylarla gündeme gelmeden sürekli sıcak tutulması sağlanmalıdır. Son olarak-belki de en önemlisi- otosansüre ya da bu tarz kısıtlamalara neden olabilecek her türlü tehdit ya da hareketin -Irmak Zileli’nin yaptığı gibi- açıkça okura duyurulması gerekli. Belki böylece yayınevleri ya da kitap eki ve dergiler itibarlarını kaybetmemek adına bunlardan vaz geçerler.

Sonuç olarak daha önce de dediğim gibi olumsuz kitap eleştirilerine yapılan her sansürün, en büyüğü olsa da tek sebebi bu maddi kaygılar değil.  Bu birçok kişinin ip atladığı bir oyun aynı zamanda.Yine de sebep her neyse sansürün her türlüsü kınanmalı ve bunu yapan, destekleyen ve buna sebep olan herkes eleştirilmelidir. Mo Yan da dahil.

Fırat Demir, Aşiyan dergisi, Ocak 2013

 

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.