Değirmenimden akılda kalanlarda, Cem Erciyes Oya Baydar’ın O Muhteşem hayatınız adlı romanını Radikal Kitap için yazsın diye Irmak Zileli’ye göndermiş. Sonra son anda, Zileli’nin yazdığı yazıyı gördükten ve O Muhteşem Hayatınız’ı muhteşem bulmadığını öğrendikten sonra demek ki (“Ne yaptın Handan?”), biz röportaj yapmayı daha uygun buluyoruz gerekçesiyle reddedivermiş. Gayetle derli toplu, medeni ve saygı çerçevesinde bir yazıyı üstelik. Onun yerine “İstanbul Kitap Fuarı’nda Radikal standında görüştüğümüzde kitabınıza ilham kaynağı olan olaydan bahsetmiştiniz” tarzı şeytanın aklına gelmedik sorularla taçlandırmışlar Baydar’ı ve de romanını. O da sağolsun üç yıl kadar önce tanımadığı birinin kendisinin çocukluk fotoğraflarını bulduğunu bildiren mail aldığından başlayıp bla bla… Taraf’taki röportajında da aynı anlatıya maruz kalmıştık ki böyle döne dolaşa tekrarlamak romanının gizli labirentlerinde neye ışık tutmuştur bilemeyeceğim artık. Zileli’nin yazısının baltalayacağı hangi ormanı kurtarmıştır bu röportaj, ayrıca.

İnci Aral da Cumhuriyet’te bir yazısında, Eleştiri Susuzluğu başlığı altında, beğenmediğini de yazacak eleştirmenlerin azaltıldığından şikâyetlenmiş tanıtım ajansları filan eliyle (kendisinin de bir sonraki romanını ve üstüne yazılacakları heves ve arzuyla bekliyoruz.)Doksanlı yıllarda beğenmediğini beğenmekten çekinmeyen eleştirmenler gözden düşmüş; dar çevrelerindeki tanıdık yazarlara ve onların içki sofralarına oturttukları çömezlere yönelirken ilgi (Edebiyat dünyası fantezileri; Sahne 1, Meyhane, İç-Gece)

Nabokov bir Dostoyevski’ye dahi beğenmeyebilirken (ikinci sınıf bir yazar ilan ederek hem de, ne cüret!); biz bir Oya Baydar’ı beğenmeme lüksüne daha sahip değiliz. Edebiyat Dersleri’nin (Nabokov’un yine) Flaubert bölümünden apart tüm eleştirimiz “Biçem budur işte. Sanat budur”.

Ve fakat bu bir Flaubert değildir.

Y. Meryem Eroğlu, Taraf gazetesi, 7 Aralık 2012

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.