“Şair Sadece kendi sınırlı duygularını ifade ettiği sürece, o bir şair sayılmaz; ama dünyayı tanıyıp dile getirmeyi başardığı zaman, o bir şairdir.” Goethe, bu sözü 1826 yılında, o zamanlar henüz genç bir ‘edebiyat meraklısı’ olan ama Goethe’nin kırk cildi bulan toplu yapıtlarının hazırlanmasında ona asistanlık yapan Johann Peter Eckermann’a söyler. Eckermann’la yaptığı sohbetlerin, ona verdiği öğütlerin, söylendiği tarihten neredeyse iki yüz yıl sonra da genç edebiyatçılara yol göstereceğini aklına getirmiş midir Goethe? O, çağının bilincinde olan bir yazar olmanın ötesinde, geleceği ön görebilecek bir ufka da sahiptir.
Goethe’nin, söylediği her sözü, tarihe bıraktığının bilincinde olarak sarf ettiğine kuşku yok. Üstelik iki yüz yıl öncesinden bugüne dek taşınan o sözler, bugünün gerçekleriyle buluşabildiği için olsa gerek öneminden hiçbir şey yitirmemiştir. Ve hatta değerinin katlandığını da söyleyebiliriz. Eckermann’ın yaşamının son yıllarında Goethe’yle yaptığı sohbetler Goethe ile Konuşmalar ismiyle yayımlandı.
Goethe ile Eckermann arasındaki bu ‘hikâye’ Eckermann’ın 1823 Mayıs’ında Şiir Sanatına Katkılar adını verdiği, makalelerden oluşan çalışmasını Goethe’ye göndermesiyle başlar. Hemen ardından şiirlerinden oluşan dosyasını gönderir Eckermann. ‘Yapıtları’nın Goethe tarafından takdirle karşılandığını öğrenir öğrenmez de, birkaç dakikalığına da olsa ustasını görmeye karar verir. Soluğu Goethe’nin yaşadığı Weimar’da alır. Yaya yapılan, uzun ve yorucu bu yolculuk, çok daha uzun, derinlikli ve keyifli zihinsel yolculuğun habercisi gibidir.
Gerçekler, müthiş bir kaynaktır
Goethe ile Konuşmalar, Goethe’nin edebiyata, şiire, sanata, dünyaya bakışını kapsamlı bir şekilde aktarıyor. Goethe’nin edebiyat ve yazarlık üzerine düşünceleri, onun kendi eserleri üzerine söylediği sözlerle somutlanıyor. Büyük edebiyatçının asırlar boyu, sınırları aşarak okurla buluşan eserlerini nasıl yazdığı, hangi düşüncelerle neleri nasıl kurguladığı, yapıtlarının arka planındaki ‘gerçekler’, günümüz edebiyatçıları için müthiş bir kaynak. Kitap, Goethe’nin düşünce dünyasına kapı aralamanızı sağlıyor. Eckermann’ın yerinde kendinizi buluyorsunuz. Şiiri hakkında söylediği bir söz, Goethe’nin aydınlanma anlayışının ipuçlarını veriyor örneğin: “Benim bütün şiirlerim gerçekliğe dayanır, bana şiir yazdıran şey gerçek bir olaydır, bundan dolayı şiirimin esası ve temeli sağlamdır. Konusunu hayal gücünden almış şiirler bana hiçbir şey ifade etmez.” Aydınlanmanın toplumsal yaşamı olduğu kadar, şiiri ve sanatı da yeryüzüyle, toplumla, doğayla; yani gerçekle buluşturduğu Goethe’nin sayısız sözünde kendini gösteriyor.
Goethe eserlerini herkes için yazmadığını “Benim eserlerim popüler olamaz” sözleriyle çok açık bir şekilde ifade ediyor. Goethe’nin eserlerindeki bu yüksek düzey, yazarın başka eserleri değerlendirmede kriter sahibi olmasına bağlı olmalı: “Bir insanda zevk ortalama şeylerle oluşmaz, aksine en seçkin şeylerle oluşur. Bu yüzden size her şeyin en iyisini gösteriyorum; eğer gördüklerinizi aklınızda tutarsanız, gözünüzde büyütmeyeceğiniz, ama değerini tahmin edebileceğiniz başka eserler için de bir kriter sahibi olursunuz.”
Goethe ile Konuşmalar, 1822 ile 1832 yılları arasını kapsıyor. Eckermann’ın, Goethe’nin son on yılına ışık tutan eseri, genç edebiyatçılara öğütler olarak da okunabilir. Çok yönlü, çok boyutlu bir eser duruyor karşımızda: iki yüz yıl öncesinin büyük düşünürü ve edebiyatçısından bugüne kalan bir düşünce mirası; çağın özelliklerini derinlemesine ve hemen her boyutuyla yansıtan bir tarih araştırması; büyük bir edebiyatçının düşünce sistemini, yaşadığı dünyadan nasıl beslendiğini, arkasından gelen yeni yeteneklere nasıl cömertçe kapısını açtığını anlatan derslerle dolu bir eser; genç bir edebiyatçının kendini yetiştirme sürecinde büyük ustayla kurduğu ilişki ve onun gözünden Goethe’nin anlatımı…

Radikal Kitap, 19.10.2007

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.