“Amacımız Bilimsel Merakı Uyandırmak”

“Küçük Sırlar”, Sıla ile Venüs gezegeninin sırdaş olmasının öyküsü. Bir yanda sonsuz derinlikteki evrenin, diğer yanda küçük bir kız çocuğun masum sırları… Resimleriyle de masal tadı veren kitap, okul çağı çocukları için hazırlanmış. Çünkü “masal gibi” olsa da içinde “ciddi” bilgiler var. Evrenin biraz da ürkütücü olan derinliği ve karmaşasını kavrama yaşı 8’le başlıyor… Anne babalara bir tavsiye, hazır kitapçıya gitmişken büyükler için olan astronomi kitaplarını da edinin. Zor sorular karşısında çuvallamamak için…

Irmak Zileli: “Küçük Sırlar”ın Dünya Astronomi Yılı nedeniyle hazırlandığını biliyoruz. Fakat bir çocuk kitabı olarak çocuklara bu konuyla ilgili bilgi vermesi, evrene dair hayal gücünü geliştirmesinin dışında bir mesajı daha olduğunu düşünüyorum. Sıla’nın, Venüs’ten evrenin büyüklüğünü, uçsuz bucaksızlığını, zaman kavramının bizim yaşadığımız zamana göre çok farklı olduğunu öğrenmesiyle yaşadığı şaşkınlık… Evrenin büyüklüğü ve genişliği düşünülünce biz insanların küçük bir noktadan ibaret olduğu ve sırlarımızın, sorunlarımızın, yaşadıklarımızın ne kadar da önemsiz olduğu mesajı var mı?

Sevim Ak: Okul öncesi çocuklar için yazmayı planlamıştım aslında kitabı. Evrene ait birtakım basit bilgileri anlatabilir miyim diye düşünmüştüm. Sizin dediğiniz gibi de evren ne kadar büyük ve biz ne kadar küçüğüz, o halde sorunlar da ne kadar önemsiz diye bir mesaj da olabilirdi tabii. Ama ben bu kitabı yazma sürecinde aslında ne kadar önemli, büyük ve değerliyiz noktasına vardım. Annesi tarafından çocuğun günlüğü okunuyor. Büyük bir moral bozukluğu oluyor onun için bu. Birtakım gizli bilgiler birdenbire açığa çıkıyor. Dedesinin ipek kravatından bebeğine elbise yapmış mesela. Dişlerini büyüklerin sandığı gibi her gün fırçalamamış, kardeşi Suna’yı çok kıskanıyor… Annesinin tüm bunları okuduğunu öğrenince dünya başına yıkılıyor ve güneşi geri döndürerek, tüm bunlar yaşanmamış gibi olsun diye bir dilekte bulunuyor. Ve bu dileğin üzerine Venüs geliyor. O ise bambaşka bir âlem. Sıla’ya, sır diye bir şey yoktur dese de, aslında onun da sırları olduğunu anlıyoruz. Güneş çekildiği zaman meğer gezegenler arasında da büyük bir çekişme varmış; ben daha çok görüneceğim çekişmesi. O kadar da önemsiz değil sırlarımız aslında. Astronomik bilgileri kuru bir metin içinde sunmak istemedim. Masalsı bir öyküden yola çıkarak, bir çocuğun gündelik hayatı ile evrenin kendi günlüğü arasındaki o ilişki üzerinden bilgi vermeye çalıştım. Aslında o kadar çok her şey iç içe girmiş ki. Evrenin hikâyesi 15 milyar yıllık, dünyanın hikâyesi 4 milyar yıllık… Evrenin ilk oluştuğu andaki toz parçaları bugün hâlâ dünyanın üzerinde. Bir yıldız tozunda bütün evrenin hikâyesini bulabilirsiniz. Dünyanın üzerine de her yıl tonlarca yıldız tozu dökülüyor. Bütün bunları masalın içine yerleştirmek istedim. Bir tarafta Sıla kendi küçük hayatındaki zaman ve uzaklık kavramlarının evrende ne kadar büyük olduğunu hissediyor. O ancak 100 yaşında birini hayal edebiliyor. Japonya ona çok uzak gelirken, yıldızlarla mesafenin 500 kere Japonya’ya gidip gelmek kadar olduğunu öğreniyor. Tüm bunları hissedebilirken bir taraftan da koskocaman evrende Dünya’yı merkez sanıyoruz, Venüs ise Dünya’nın evrende bir kenar mahalle olduğunu söylüyor. Evrendeki ilk tozdan bugüne kadar gelen bütün canlılar, her şey birbirinin parçası gibi oluyor. Biz de o bütünün parçasıyız aslında. Hepimiz kardeşiz. Hepimiz yıldızların torunuyuz noktasına geliyor.

Irmak Zileli: Evren biz yetişkinler için bile büyük bir bilinmezken, bu kitapta anlattıklarınızın bir çocuk için kafa karıştırıcı ve kavranamaz olabileceğini düşündünüz mü hiç?

Sevim Ak: Hayır öyle olduğunu düşünmedim. Biz gökyüzüne ilgi uyandırmak gibi bir düşünceyle yola çıktık ama bir diğer amacımız bilimsel merakı uyandırmaktı. Gökyüzü burada kullandığımız bir araç oldu. Herhangi bir şeye de uygulanabilir bu. Yıldızlar ile gezegenler arasındaki farktan, yan yana gibi görünen yıldızların aslında birbirlerinden milyarlarca kilometre uzaklıkta olduğundan, zaman kavramından bahsettikçe konu katman katman derinleşti. Bunu akıllıca yaparsanız çocuğu keyif alabileceği bir araştırma sürecine sokabilirsiniz. Bunu okuyan çocuk eğer ilgi duyuyorsa popüler bilim kitaplarını okuyarak yıldızların dünyasına dair daha farklı bilgiler edinebilir.

Irmak Zileli: Peki bu bir serinin başlangıcı olarak düşünülebilir mi? Yeni kitaplar yazmayı düşünüyor musunuz?

Sevim Ak: Bunu yazdığım zaman düşündüm ama şimdi bilmiyorum. Bir süre bu kitabı gözlemek lazım. Nasıl olacak, nasıl kullanılacak? Kafamda birtakım dosyalar oluştu. Doğadaki çeşitlilikle ilgili bazı notlar aldım mesela.

Irmak Zileli: Resimli kitap olması yanılgıya yol açabilir ama bu bir okul öncesi kitabı değil, öyle değil mi?

Sevim Ak: Okul öncesi değil kesinlikle. İlk öyle yola çıktım ama olmadı. Okul çağı çocukları için oldu. 8-12 yaş diyebiliriz. Çocukların bazı şeyleri algılayabilmeleri bu yaşta mümkün ancak.

Irmak Zileli: Anne babalar için bile zor bir kitap aslında. Bu kitabı okuyan çocuk çok fazla soru sormaya başlayabilir ve sorular da öyle yenilir yutulur cinsten olmaz gibime geliyor…

Sevim Ak: Evet onlar da Tübitak’ın astronomi kitabını alacaklar…

Baştan söylemedim mi ben? Araştıran, merak eden ve öğrenmeye aç bir nesilin tohumları kitaplarla atılıyor evet, ama bir de meraklı ve öğrenmenin yaşı olmadığını bilen anne ve babalarla da… Ailecek iyi okumalar…

Remzi Kitap Gazetesi

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.