Kanat Çocuk, uzak Kuzey ülkesi İsveç’ten seçtiği on resimli kitapla küçük okurlara merhaba dedi. İşte ‘şans’, ‘eski eşyalar’ ve ‘mucize bir çocuk’ üzerine üç ayrı ilk okuma kitabı…

Elimde hayatın farklı pencerelerden nasıl değişik görülebileceğini söyleyen bir kitap tutuyorum. Bir tarafından baktığınızda kitabın ismi Şanslıyım, arkasını çevirip tepe taklak ettiğinizde ise Şanssızım! Ama işin tuhafı Şanslıyım’ın kapak resminde kahramanımız Amanda’nın korkmuş ve hatta dehşete kapılmış  yüz ifadesini görüyoruz; Şanssızım’da ise Amanda keyifli bir kahkaha savuruyor havaya doğru. “Bu ne yaman çelişkidir böyle,” diye düşünecek olsanız da merakınız sizi yeniyor ve okumaya başlıyorsunuz.

Kitabın her iki bölümü de, evinden dışarıya gezinti yapmak üzere çıkan, çeşitli sokaklar arasında dolaşan, bir parkın içinden geçip pazaryerine varan Amanda’nın başına gelenler ve gelmeyenler üzerine kurulu. Tam da bu yüzden her iki öykü de içinde birden fazla olasılığı barındırıyor ve okura hayatta ne kadar çok olasılık olduğunu duyuruyor. Örneğin Şanslıyım isimli bölüm şöyle başlıyor: “Mavi gökyüzünde güneş parlıyordu. Amanda’nın canı dışarı çıkmak istedi. Ne kadar da şanslıydı! Eğer dışarı çıkmasaydı evde çok sıkılacaktı.” Ve okur Amanda’nın önünde uzanan olasılıkları izleye izleye çeviriyor sayfaları. Bir sokağın köşesinden dönmeseydi başına bir saksı düşeceğini öğreniyor. Ya da parka girmeseydi ona bisiklet çarpacağını… Şanssızım ise bunun tam tersi bir kurguyla ilerliyor. Öykü şöyle başlıyor: “Mavi gökyüzünde güneş parlıyordu.

Amanda’nın canı dışarı çıkmak istedi. Ne kadar da şanssızdı! Eğer dışarı çıkmasaydı evde çok eğlenecekti!” Bu başlangıçtan da anlayacağınız gibi bu kez Amanda’nın bir sokağın köşesinden dönerek neler kaçırdığını okuyacaksınız. Örneğin sola dönmeseydi güzel bir balonu olacağını, parka girmeseydi kral ve kraliçeye el sallayacağını, parktan çıkmasaydı yeni salıncakları göreceğini… Hikâye böyle uzayıp gidiyor, siz ‘şanslı’ okur, Amanda’dan bir farkınız olduğunu ise her iki kurgunun sonunda anlayacaksınız.

Şanslıyım öyküsünün sonunda yatağına uzanmış olan Amanda’yı göreceksiniz. Hemen yanında ise şu yazılı olacak: “Şanslı olduğunun farkında değildi, ne kadar da şanssızdı!” Ve Şanssız’ımın sonunda aynı resmin hemen yanında  bir başka yazı: “Şanssız olduğunun farkında değildi. Ne kadar da şanslıydı!” Böylece, Amanda’nın neler kaçırdığını veya nelerden paçayı kurtardığını, dolayısıyla şanslı ya da şanssız olduğunu siz gayet iyi bilirken, o her şeyden habersiz uykuya dalacak…

SANDIKTAN ÇIKANLAR
Geçen sayımızda hayatın gerçeklerini çocuklara ve gençlere kitaplar yoluyla anlatıp anlatamadığımızı sorgulamıştık hani. Belki de olması gerekeni bu kitap yapıyor, hayatın tek bir gerçeği olmadığını, nereden ve nasıl baktığımıza göre şanslı veya şanssız olduğumuzun; iyi ile kötünün, olumlu ile olumsuzun farklı şekillerde değerlendirilebileceğinin ipuçlarını veriyor. Ama bir şey daha söylüyor; her şey bizim farkındalığımıza dayanıyor, ne kadar şanslı olduğunu bilmediğin sürece o şansın kıymeti ne? Ya da ne kadar şanssız olduğunu bilmediğin sürece o şanssızlığın önemi ne?

Biriktirmek ya da saklamak… Günümüze oldukça yabancı iki fiil. Şimdi ‘al-kullan-at’ dönemini yaşıyoruz. Ama Eski Şeyler Okulu, biriktirmenin ve saklamanın aslında ne kadar keyifli bir şey olduğunu söylüyor bize. Yaşlı bir ‘koleksiyoncu’ ile bir çocuğun, bu eylem eksenli dostluğuna gıpta etmemek mümkün mü? Bir kere her şeyden önce onlar maddi değeri olan şeylerin koleksiyonunu yapmıyorlar. Adı üstünde eski şeyleri topluyorlar. Kullanılmış olanları, belki bizlerin bugün hiç düşünmeden çöpe fırlatıp attıklarını… Evet ne dersiniz? Belki siz daha dün bir oyuncak bebeği çöpe attınız ve şimdi o bir başkasının koynunda uyuyor, üstelik eski şeyler toplayıcısı olan bir başka çocuğun! İnsan böyle düşününce hiçbir şeye kıyamaz gibi geliyor. Hatta belki bu kitabı okuduğunuzda çocuğunuzla birlikte siz de eski şeylerin kıymetini anlayabilir ve onların da tüm eskiliklerine rağmen bir işe yarayabileceğini görürsünüz… Neden olmasın?

Ayrıca, öyle sanıyorum ki kitapta karşımıza çıkan yaşlı koleksiyoncu Jonny ve küçük Anti ile tanışan çocuğunuz vakit kaybetmeden, onların belirlediği ‘eşya toplama kuralları’ ışığında kendi koleksiyonunu oluşturacaktır. Bu neye mi yarar? Eskimiş de olsa bir ‘şey’den bir başka şey’in yaratılabilmesine yarayabilir. Ya da eskidi diye değersizleştiğini sandığımız bir ‘şey’in, benzerleriyle yan yana geldiğinde ve çoğaldıkça yeni bir değer edinebileceğini öğrenmeye… Çevresine daha dikkatli bakıp neyin ne için kullanılabileceği üzerine düşünme alışkanlığı edinmesine yarar belki de. Hayatta her şeyin bir boşluk doldurduğunu ve eskiden de olsa bir işlevi olduğunu görmesine ya da… Hem, Eski Şeyler Okulu’ndan mezun olan bir çocuk işe yaramaz sanılan şeylerden bir seyahat aracı bile yapmayı akıl edebiliyorsa, bu kitap çocuğunuza, aklınıza gelmeyecek daha pek çok yarar sağlayacak demektir. Daha fazla söze gerek var mı?

BİSİKLETÇİ KAÇAK
Kanat Kitap’ın bisikletiyle neredeyse kanatlanıp uçan bir çocuğun öyküsünü anlatan kitabı, Mucize Çocuk’a geldi sıra. Uffe isimli küçük çocuğun ağabeyi, annesi ve babasıyla ilişkileri, çocuğun hayal dünyasının zenginliği, bu zenginliğin peşine takılmasının sonucunda bisikletiyle sokak sokak mahalleyi tavaf etmesi ama sonunda da evinin yolunu bulamayacak kadar uzaklaşması, tanımadığı birileri tarafından bulunması ve nihayet babasına kavuşması ana eksenine kurulu olan öykünün içinde son derece renkli görüntüler de beraber akıp gidiyor. Bu eğlenceli resimler sayesinde çocuğunuz öyküyü okurken keyif alacak ve ona ulaşması gereken mesajı da sağlıklı yollardan edinecek. Kimseciklere haber vermeden alıp başını gitmenin keyifli de olsa sonunda hoş olmayan sonuçlar doğurabileceğini ürkmeden, ama işin ciddiyetini de kavrayarak öğrenecek.

Siz anne ve babalar için de çıkarılacak sonuçlar var üstelik bu kitapta. Çocuğunuzun kaybolma ihtimaline karşı nasıl bir önlem alabileceğinizin tüyosunu öykünün sonunda bulacaksınız. Ve bir de babasının Uffe’yi bulduğu an ona öfkelenmek yerine onu sevecenlikle kucaklaması, ailelere önemli bir mesaj içeriyor diye düşünüyorum.

Galiba kitaplar çocuk kitabı da olsa yalnızca onlar için yazılmıyor, öyle değil mi?

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.