Kadın, Kadıköy- Pendik minibüslerinin Söğütlüçeşme Caddesi’nden ayrıldıkları köşede iner inmez şoför söylenmeye başladı. Ne kadar çoğalmışlarmış, ne çok geliyorlarmış, yol boyu bilmediğimiz bir dilde konuşup durmuş. “Bunları Avrupa’da da Türkler için söylüyorlar,” demek geçti içimden ya, gerilimi artırmamak için sustum. Giderek daha çok rastlıyoruz onlara; eski SSCB coğrafyasındaki ülkelerini bırakıp Türkiye’ye çalışmaya gelen kadınlara. Özellikle hastalar ve yaşlılar için yatılı bakıcı olarak çalışıyorlar. Kadıköy’de onlara sık rastlamamız çok normal. Kadıköy Belediyesi Şehir Sağlık Profilinde Kadıköy’de artan bir yalnız yaşayan yaşlı nüfus olduğuna dair istatistikler yayımlanmıştı. 65 yaş üstü nüfus Kadıköy’de % 19. Bunun İstanbul’da % 6,6, Türkiye’de % 8,5 olduğu düşünülürse Kadıköy’de oran hayli yüksek. Aynı belgeye göre Kadıköy’de yalnız yaşayanların % 45’i de 65 yaş üstünde.

Benzer biçimde her geçen gün yeme-içme mekânlarının arttığı Kadıköy çarşısında da başka ülkelerden gelmiş genç işçilerin daha çok çalıştırıldığı dikkatleri çekiyor olmalı. Kadıköylü göçmen işçilerin sayısı artıyor. Evet, onlar da Kadıköylü. Burada yaşıyor, çalışıyorlar. Kayıtlarda görülmeseler de. Onlar da hemşerilerimiz, yan yanayız, aynı sokaklardan geçiyor, aynı havayı soluyoruz. Gelgelelim başta anlattığım olaydaki gibi rahatsızlık yaratabiliyorlar. Özellikle iç savaş nedeniyle milyonlarca Suriyeli mültecinin Türkiye’ye kaçmasının ardından bu konu iç siyasete sıkça malzeme olduğu gibi, gündelik şikâyetlerin de vazgeçilmezi halini aldı. İşsizliğin baş nedeni olarak değerlendiriliyorlar – ülkeyi, ekonomiyi onlar yönetiyormuş gibi. Oysa unutmamak lazım göçmen ve mülteci işçiler de adları üstünde işçiler ve sosyal güvenceleri olmadığı için işverenlerce yeğleniyorlar.

Bunlar konuşulurken kimsenin doğup büyüdüğü yeri durup dururken terk etmeyeceği, açlık, işsizlik, savaş gibi ölüm-kalım meseleleri nedeniyle insanların göç ettikleri unutuluyor. Onları göç etmeye mecbur bırakan savaşlar gibi, her birinin sadece ona ait biricik hikâyeleri olduğu da göz ardı ediliyor. Geçen yılın sonlarında yayımlanan Irmak Zileli’nin “Son Bakış” isimli romanıysa bu hikâyelerden birine, Gürcü bakıcı Tina’nın hikâyesine odaklanıyor. Batısındaki ülkelere milyonlarca göçmen ve mülteci gönderip Doğu’sundaki ülkelerden milyonlarca göçmen ve mülteci alan ülkemizde edebiyatta bu gibi hikâyelerinin çok az işlenmiş olması da ilginçtir. “Son Bakış”ta Tina’yı ömrünün son dakikalarında anlattıklarıyla tanırız, annesine seslenmektedir, daha çok Türkiye’ye geldikten sonra yaşadıklarıdır anlattıkları, hor görülmenin ve dışlanmanın (kabul edilmemenin, birey olarak görülmemenin) incelikli ve alabildiğine kaba hallerini yaşamıştır. Beri yandan Gürcistan’daki hayatından da bir şeyler hatırlar. Gürcistan’daki hayatı sadece orada yaşadıkları değil; aile büyüklerinden ve siyasi nedenlerle ülkesinden kaçmak zorunda olan İranlı sevgilisinden dinledikleri de dahil buna. Aile büyüklerinin anlattıklarından belleğinde bölük pörçük kalmış anlar ölümün eşiğindeki Tina’nın zihninde kâh birbirine bağlanır kâh daha da parçalanır roman boyunca. Bu parçalar daha büyük bir resmi sezdiriyor. Çoktandır nasıl bir dünyada yaşadığımızın resmini.

“Son Bakış” sadece kaçak bir göçmen işçi hikâyesi değil. Meselenin bir dışlanma ve içe kabul etme meselesi olduğunu, bunların kamusal ve özel alanda nasıl yaşandığını da duyuran bir roman. İki insan arasındaki ilk temasın bakışla, gözlerin temasıyla kurulması gibi, dışlama da bakışlarla başlayabilir. Sert, öfkeli, tavizsiz bakışlarla. Muktedir konumundakinin hor gören bakışları da olabilir bu, kızmış bir aile bireyinin küskün bakışı da. Göç, insanın kendisini iyi kötü güvende hissettiği yerden gitmek zorunda kalması olduğuna göre, güvenlik duygusunun büsbütün yittiği her yerde bir tür yersizlik-yurtsuzluk duygusunun başladığı söylenebilir. Aynı biçimde içe buyur etmek, araya almak da tersi bir etkiyle yitip parçalanmış güven duygusunu sağaltabilir. Ne ki önce bakmamız, ondan önce de görmemiz gerek. Irmak Zileli’nin romanı işte bu yüzden bizim de hikâyemiz; yanı başımızdaki göçmen işçileri görmeden nasıl geçip gittiğimizin hikâyesi.

Kadıköy Gazetesi, 5 Mart 2020

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.