Sinemanın hemen çıkışında Avto’nun Yeri vardı da orda oturmuştuk. Sonraları da sık sık orda buluştuk zaten. Avto duruyor mu deda (Gürcü dilinde “anne” anlamına gelir)? Ne çok giderdik seninle de oraya. Bir yerin müdavimi olduğunda diyorlar ki, ha Tina gelmiş, kahvesi sert olsun, hazırla oğlum Tina’nın sevdiği gibi, Tina Hanım cam kenarını sever, sokaktan geçip giden insanları seyretmek en büyük zevkidir onun, kendisi kalıcı, onlar gelip geçici olsun, şu masayı temizle hemen, Tina Hanım’ın okuduğu gazete nerede oğlum, bir koşu git getir hadi bakalım.

Avto’yu görürsen ona de ki, Tina bir daha hiçbir yerin müdavimi olamayacak, hayır öldüğünden değil, ölmeden öncesinden beri, Gürcistan sınırlarından dışarı başını uzattığı gün o hakkını kaybetti kızım, ne yazık ki bir yıldır her izin gününde sabahları kahvaltı için gittiği kafede onu müdavimden saymadı kimse, garson aynı garson, hep aynı kahvaltıyı sipariş veriyor Tina ama garson her seferinde ilk kez görmüş gibi karşılıyor onu, o yabancı ses tonuyla günaydın ne alırdınız, diyor, bazı zamanlar onu da demeyip mönüyü önüne bırakıp gidiyor, birkaç dakika sonra elinde adisyon aletiyle gelip, boş boş bakıyor Tina’ya, ne alırdınız derse incileri dökülecekmiş gibi, hadi be kadın söyle de işimize bakalım.

Bekliyorum ki garson kendiliğinden, her zamankinden getirsin, koysun önüme, o zaman işte kendimi evimde hissedeceğim deda, mutfakta sen ya da bebia (Gürcü dilinde “nine” anlamına gelir.) varmış da sevdiğim şekilde çırpmış yumurtayı gibi olacak, ardından Avto’nun yaptığı gibi kahvemi sert hazırlayıp koysa önüme, bir anlığına da olsa evden fazla da uzaklaşmamışım sanacağım. Ama buna izin vermiyorlar deda, yabancı olduğunu unutmanı istemiyorlar, sakın ola buralı sayma kendini, sen bizden değilsin.

Aslına bakarsan deda yeni alışkanlıklar edinmeye de hazırdım, ille de aynı kahve olsun, aynı omletten gelsin önüme demedim, burası için uygun yeni alışkanlıklar da edinirdim ne olacak ki, Türk kahvesini bile sevmeye çalıştım. Her izin günü aynı saatte o kapıdan içeri girmeye özen gösterdim ki, akıllarında yer edinmem kolay olsun. Belki de başları çok kalabalıktı bilemiyorum deda. Her seferinde yeni karşılaşıyormuşuz gibi tanımayan gözlerle bakmalarının sebebi belki bazı büyük dertlerle meşgul olmasıdır zihinlerinin, bunu bilemeyiz ki aslında. O yüzden işte deda, benim öldüğümü sana bildirdikleri gün git Avto’nu Yeri’ne, her zamankinden iste benim için, Avto’ya da de ki, Tina sana müteşekkir olduğunu bilmeni istedi. Onu tanıdığın, bildiğin, hatırladığın ve müdavimin olarak kabul ettiğin için. Hele ki bir de Kaveh’e de güler yüz gösterdiği için, bak onu da unutma mutlaka de e mi? Burada Tina’ya yer açtığın için, herhangi bir müşteriden fazlası olmasına izin verdiğin için. Yanlış mı deda? Bu kadarını istemek yanlış mı?

Bir yerin müdavimi olduğunda, böyle kabul gördüğünde nereli olduğunun önemi kalmaz bir kere her şeyden önce. Beni kendilerinden biri gibi görmelerini beklemedim hiçbir zaman, niye öyle görsünler, değilim zaten, ben onlardan biri değilim, ama hiç kimse de değilim, biriyim. Herhangi biri ama biriyim işte. Birisi olarak kabul edilebilmen için birilerinden mi olmak gerekiyor deda? Buralarda bir soru var, kimlerdensin? Ben hiç kimselerdenim deda. Mönüye Gürcü Tina usulü omlet diye yazsınlar diyen yok onlara. Sadece Tina omlet sever ve her gelişinde mutlaka peynirli omlet yer, yumurtayı önceden çırpınca sever, tuzun bu esnada konulmasını ister, omlete sonradan eklenen tuz bir tat vermiyor deda, ne tuz tuz oluyor o zaman, ne omlet omlet. Ben de kendimi burada ülkeye sonradan eklenmiş tuz gibi hissediyorum.

Geçenlerde Seval Hanım binaya yeni taşınan genç bir kadınla tartışıyordu da ona dedi ki, biz buraya temelden girdik, kadın kiracı mıydı, evi mi yeni almıştı bilmem de, bir yere yapım aşamasında dahil olmak ayrıca bir üstünlük sağlıyormuşsa meğer, yeni taşınan kız boynunu büküp alttan alınca içim nasıl bir cız etti, koşup sarılasım geldi. Tuzu sonradan ekleyince omletin bünyesi almıyor ya onu, aslında omletin de tadı olmuyor, bunun ne zaman varacaklar farkına? Buralarda hep dükkânlar tuzsuz getiriyor omleti, neymiş sağlığa zararlıymış da ondanmış. Biz de toplum sağlığına zararlıyız belki deda? Her şey ondan olup bitiyor böyle.

Bu bölüm ilk kez 24 Ekim 2019’da K24’te yayınlandı.

Tagged with →  
Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.