Belçika PEN, “Freedom of Speech in Turkey” kampanyası kapsamında Türkiyeli edebiyatçılardan “Sevdiğim Türkiye” başlıklı birer deneme yazmalarını istedi. Nedim Gürsel, Mario Levi, Yavuz Ekinci, Irmak Zileli, Burhan Sönmez ve Kader Sevinç’in yazıları Flamanca olarak Mondiaal Nieuws isimli internet dergisinde yayınlandı.

Yazarların Flamanca metinlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Irmak Zileli’nin “Sevdiğim Türkiye” başlıklı yazısının Türkçesi:

Sevdiğim Türkiye, yatay bir Babil kulesidir. Her taşı farklı bir dili, algıyı, inancı, varoluşu temsil eder. Kuleyi inşa edenlerin Tanrı katına yükselme gibi bir amaçları yoktur, nihayete ermeyi değil bir arada var kalmayı arzularlar. Bir kule inşa ederler ama tırmanmaları gerekmez. Biri diğerinin sırtına basmaz, biri ötekinin üzerinde yükselmez.

Geçmişte insanları ayıran Babil laneti, gelecekte onları birleştiren bir şansa dönüşebilir mi? Efsaneden sonra çok şey değişti. Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde, devletler tekdilliliği dayattı toplumlara. Babil’le başlayan çokdillilik o dillerden birinin iktidarı ele geçirmesiyle yeniden tekdilliliğe dönüştü. İktidarlar kendi dilleri dışında kalan öteki dilleri yok saydı, yasakladı, sansürledi.

Tek dil politikasının sahipleri “birlik ve beraberlik” pankartının taşıyıcısı olmalarına karşın toplumu birleştirmediler, böldüler. Bir dayatma olarak tek dillilik ötekine yönelik şiddet olarak yaşandı hep. Edebiyatın dili ile egemenin dili arasında hiçbir bağ kurulamaması bundan belki.

Hikâyeler insanları ayırmak için değil, birleştirmek için anlatılır. Hikâyeler yatay Babil kulesinin taşları arasındaki harçtır. Hikâye anlatıcısı o harcı karan işçidir. Harç, taşların birbirine tutunmasını sağlar. Böylece yeni bir bütün oluştururlar. Bu bütünün devamı için birbirlerine benzemeleri gerekmez. Ama harç sınırları ortadan kaldırarak taşların birbirini etkilemesini ve dönüştürmesini sağlar. Birinin esas, ötekinin tali olduğu bir bütünleşme değildir söz konusu olan.

Sevdiğim Türkiye çok dilli, çok kültürlü, çok cinsiyetli yatay bir Babil kulesidir. Devasa bir yaratık gibidir. Yaşar, değişir, dönüşür.

Babil kulesini dikmek bizi Tanrı katına yükseltemedi. Kuleyi yan yatırmak ve farklı dillerde yazılmış hikâyeleri paylaşmak ise özgür ve eşit bir dünya yaratmamızı sağlayabilir. Sevdiğim Türkiye bunu yapma iradesi gösterenlerin muhtemel Türkiyesidir.

 

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.