Nerede okuduğumu şimdi hatırlayamadığım bir söz vardı. Özel olan politiktir gibi bir şey. Niyetim politik bir yazı yazmak değil, haşa! O işi ben erkek arkadaşlara bırakalı çok oldu. Sağ olsunlar bana bu köşeyi verdiler. Ayda bir de olsa zararsız yazılar kaleme alarak harçlığımı çıkarıyorum. Kocamı bunun bir iş değil bir nevi hobi olduğuna ikna etme şartıyla elbet. Zaten kaygılanmasını gerektirecek bir şey yok, yüksek edebiyat bize mi kalmış, ben basit popüler yazılar yazıyorum.

Geçenlerde 14. yılına yaklaşan evlilik yaşamımız bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Hayır, ölmüyordum. Ama bir şeylerin sonuna geldiğimi hissediyordum. Kocam kibar ve düşünceli biriydi. Kültürlüydü, iş güç sahibiydi. Aslında bana kalsa alelacele evlenmemiz gereksizdi, daha gerçekleştirilecek bir sürü hayalim vardı. Fakat o evliliğimizin bunların hiçbirine mani olmayacağını söyleyerek beni kandırdı.

2002 yılında evlendik. Evlilik hiç ummadığım şekilde değiştirdi onu. Vaat ettiğinin 180 derece zıddı davranışlar sergilemeye başladı. Balayımızın ikinci günü dedi ki, “Haberin olsun ben üç çocuk isterim. Her kadın mutlaka üç çocuk doğurmalı”. Yani anlayacağınız benimle yetinmiyor elâlemin karısına da musallat oluyordu. Nesin sen, başbakan, cumhurbaşkanı falan mı, diyecekken sustum. Bu konuda kararı bana bırakmak zorunda olduğunu söyledim. Kadın-erkek eşitliğinden söz ettim. Birden şeytan görmüş gibi oldu ve dedi ki, “Kadın-erkek eşitliği doğaya aykırıdır!” O gün tası tarağı toplayıp gitmeliydim ama basiretim bağlandı. Onun bunu sevgiden yaptığına inandırdım kendimi. Bilirsiniz işte hep düştüğümüz bir hata.

Neyse biraz zaman geçti, bizimki bu kez de kafayı benim çalışmama taktı. Ben varken senin çalışmana ne gerek var, ben eksik miyim, evimi geçindiremez miyim gibi şeyler söylüyordu. Erkeklerin evlilik sonrası girdiği sendromlardan biri olsa gerekti. Andropoz muydu ne pozduysa işte, bizimki bir pozlardaydı yani. Ne düşüneceğimi şaşırmıştım vallahi. Keşke dedim bir seferinde, önce birlikte yaşasaydık da birbirimizi daha iyi tanıyıp öyle evlenseydik. Aman demez olaydım. Bu bir celallendi. O kızlı erkekli evlerin ne pislik yuvası olduğunu biliyor muydum acaba!

Bir süre sonra tartışmaktan yoruldum. O da zaten bir itiraz eden olmadıkça pamuk gibi adamdı. Fakat bazı günlerde konudan komşudan söz ederken ona hiç yakıştıramadığım sözler çıktığı oluyordu ağzından. Mesela bir keresinde yöneticiye öteki komşuların duyacağı şekilde “haddini bil edepsiz kadın!” diye bağırmıştı da, yerin dibine geçmiştim.

Aradan yıllar geçti. Çocuğumuz olmuyordu. Sonunda işkillenmeye başladı tabii. İtiraf etmek zorunda kaldım. Doğum kontrol hapı kullanıyordum. Çocuk doğurmak istemediğimi nedenleriyle tane tane anlattım. “Sen,” dedi, “Sen farkında mısın acaba, şu anda kadınlığını inkâr ediyorsun.” Sanki dinine küfretmiştim. “Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın, iş dünyasında istediği kadar başarılı olsun eksiktir, yarımdır,” dedi. Eyvaaah, yine söylev moduna geçti, nereden kapanıyordu bunun düğmesi diye düşünürken aklıma mutfağa girdiği nadir günlerden biri geldi.

Bir pazar sabahıydı ve oldukça iddialıydı. Önce cep telefonunu sessize aldı. Kulaklıkları taktı. Bütün kapıları kapattırdı. Bir şey söyleyecek oldum, “Şişşş…!” dedi. Merasimle yumurtaları ve parmak sucuğu çıkarttı. Bir şey aranarak bakıyordu buzdolabına, sonunda “Yağ nerede?” diye çemkirdi. “Orda işte gözünün önünde” dedim. Bozuntuya vermeden ve ciddiyetini koruyarak yağı da alıp ocağın başına geçti. Yumurtaları kırdı. Fakat parmağını fazla daldırdığı için iki yumurtanın da sarısı dağıldı. Kabukları lavabonun içine fırlattı. O sırada kabukta kalmış az miktarda yumurta akı ayak parmaklarına döküldü. Üstüne bir de kapı çalmasın mı! “Evde yokuz!” diye bağırdı. Bir yandan terliklerini ayağından çıkarmaya çalışıyordu. Sucuğu soymadan öylece sahana koydu. O dakika sürreal bir tablo hasıl oldu. Döndü bana baktı ve “Gerisini sen halledersin” diyerek bir hışım çıktı mutfaktan. Ne demek tabii hallederdim, hayatımızdaki her türlü eksiği giderirdim ben. Hem de şu yarım halimle.

Yapacağı alt tarafı iki yumurta bir sucuktu. Üst tarafı da.

KaraKarga Dergi, Temmuz 2016

 

Tagged with →  
Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.