Edebiyathaber sitesi bugün “Kültür Bakanlığı’nın ‘yazım desteği’ ile ilgili vahim iddia!” başlığıyla bir haber yayınlamış (www.edebiyathaber.net). Aslında ortada bir vehamet olmakla birlikte, iddiadan daha fazlası var. Kültür Bakanlığı’nın “Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi Hakkında”ki yönetmeliğini incelediğimizde Bakanlığın zaten nasıl bir “desteği” amaçladığı açıkça görülüyor. Ortada gizlenen saklanan bir şey yok. 

Söz konusu teşvik sanatçının “ne yazacağına” ve onu “nasıl yazacağına” bağlı olarak belirleniyor. Devletin asli görevi olması gereken, sanatçıya destek, “istediği sanatçıya destek” halini alıyor. Çünkü teşvikin kime gideceği, sanatçının hangi konuda ve içerikte eser vereceğine bağlı olarak belirleniyor. Üstelik hangi konuda eser vereceğinizi belirtmeniz yetmiyor, komisyon bu konuyu işleyip işlemediğinizi, nasıl işlediğinizi denetleme hakkını da saklı tutuyor. Teşvik alan yazara istediği aşamada “bilgi ve belge” sunma sorumluluğunu yüklüyor.

Edebiyat eserini “proje” olarak niteleyen yönetmelik, bu projenin ne kadar sürede tamamlanacağına “genel müdürlük”ün karar vereceğini söylüyor. Yani eserini ne kadar sürede tamamlayabileceğini eser sahibi belirlemiyor. Üstelik bu süre en fazla 1 yıl olabiliyor (Yazar destek sağlanan yılın eylül ayı sonuna kadar elektronik ortamda ve bir nüsha olarak basılı formatta Bakanlığa teslim etmekle yükümlüdür).

Bir diğer madde, başvuran yazarın eserinin konusuna ve içeriğine göre teşvik sağlanacağı (Yazar, destek için başvurduğu eserin konu ve içeriğinde herhangi bir değişiklik yapmamakla yükümlüdür). Devletin yazara destek olması, onun hangi konuda, ne içerikte eser üreteceğine karışabileceği anlamına gelmez. Üstelik yönetmeliğe göre başta belirtilen konu ve içerik süreç içinde değişmemeliymiş! Bırakın komisyon üyelerini, çoğu zaman yazarın kendisinin bile kontrolünde değildir eserinin hangi yolda ilerleyeceği. Yola çıkarken belirlediğiniz hikâye bir bakarsınız bambaşka bir yere evrilmiş. O zaman ne yapacaksınız?

Yazarı, üreteceği eserin süresinden, içeriğine ve konusuna dek her konuda sınırlayan şartlarda bir teşvik söz konusu. Öyleyse nerede kaldı sanatçının özgürlüğü? Burada yapılmak istenen gerçekten sanatçının özgürce özgün eser üretmesi midir, yoksa devletin belirlediği içerikte eserler vermesi midir?

Tüm bunların yanında teşvik kavramının kendisi, yazara sunulan “ekstra” olanaklar demek oluyor. Devlet, tüm sanatçılar için eşit olanaklar sunmak zorunda. Bunun için de öncelikle telif yasasını düzenlemeli, vergilerin yazarın telifinden kesilmesinin önüne geçmeli vb. Bunları yapmayıp ben yazarlara teşvik yasası çıkarttım demek ve teşviki de bu tür şartlara bağlamak iyi niyetli bir çaba olarak görünmüyor.

Dolayısıyla bakanlığın kimlere destekte bulunduğunun açıklayıp açıklamamasının da bir önemi yok. Sözleşme maddelerinin kendisi vehamet için yeterli… Kültür Bakanlığı 1 yıl içinde, kendi ölçütlerine uygun konu ve içerikte “eser” üretecek proje sahiplerine kaynak aktarıyor… Olan bundan ibaret.

19 Ağustos 2014

 

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.