Kitaplarını çocuklar kadar yetişkinlerin de merakla beklediği Behiç Ak, yeni romanı Kedilerin Kaybolma Mevsimi’nde hem tüm evcil kedilerini hem de ‘reyting’ini kaybeden hayatı her daim ‘çocuk’ okurlar için renkli bir anlatımla ve sürpizli bir sonla kaleme alıyor.

Behiç Ak’ın yeni romanı Kedilerin Kaybolma Mevsimi’ni elime alır almaz hevesle başladım okumaya. Bir mahallede tüm evcil kedilerin ortadan kaybolmasıyla gelişen olaylar zincirini anlatan roman, sürprizli bir sona sahip.
Yazar, küçük Sevgi’yi anlatarak başlıyor öyküsüne. Suçluluk duygusuyla yüklü, ürkek ve içe kapanık bir kız çocuğudur Sevgi. Kedisi de onun gibi mahcup ve utangaçtır. Bir sabah yataktan fırlayarak uyanır Sevgi. Rüyasında kedisi Titrek’in kaybolduğunu görmüştür. İşte ondan sonra her bölümde bir mahalle sakini ve kedisiyle tanışırız. Her kedi, sahibinin karakter özelliklerini taşır. Gerçi kedilerle şahsen ve bizzat tanışma olanağımız yoktur, çünkü hepsi ortadan kaybolmuştur.


Bu tuhaf tesadüf mahalle sakinlerinin biraraya gelmesine yol açar. Sokaklarda yana yakıla kedilerini ara-maktadırlar. Nihayetinde ortak sorunlarını çözmek için buldukları çare bir dernek kurmak olur. Derneğin adı bellidir: Kayıp Kediler Derneği.

HERKES DİZİ DERDİNDE
Kedilerini aramakta olan dertli sakinler çözüm arayışlarını sürdüre-dursunlar, yeni bir gelişme yaşanır. Bir akşam televizyonda bir dizi filmin ilk bölümü gösterilir. O da ne! Dizi karakteri mahalle sakinlerinden Nurten Hanım’ın tıpkısının aynısıdır. Görüntü olarak değil sadece, yaşam öyküsü de Nurten Hanım’inkiyle aynıdır. Ve
mahalle sakinleri her gün yeni bir sürprizle karşılaşırlar. Yaşam öyküleri çalınmıştır! Her bölüm, bir kahramanımızın yaşamını tüm sırlarıyla ortaya dökmektedir. Önceleri bunu yadırgayan ve hatta tepki gösteren mahalleli, zaman içinde duruma alışır ve hatta dizinin bağımlısı haline gelir. Herkes bir sonraki bölümde kimin yaşam öyküsünün anlatılacağını merakla beklemektedir. Fakat bir gün dizi yayından kaldırılır.

YOĞUN MESAJ TRAFİĞİ
Tüm bu hengâme içinde kedilerin kayboluşu da gümbürtüye gitmiştir. Mahalleli, kayıp kedilerini aramaz olmuştur. Bir tek Sevgi bir ipucu yakalar. Ama kimse ona kulak vermez. Zavallı Sevgi, “Bulduğum bu ipucundan ilerlersek kedilerimizin neden kaybolduğunu bulabiliriz,” dese de, kediler kimsenin umrunda değildir artık. Herkes dizinin devam etmesinin derdindedir.
Mahalleli, adı hâlâ Kayıp Kediler Derneği olan, ama artık kedilerin kayboluşuyla hiçbir ilgisi kalmayan dernekte toplanmışken, dışarıdan bir “Miyaaav!” sesi duyulur! Acaba dokunaklı bir sesle sahibini bekleyen kedi kimin kedisidir? İşte tam burası, o sürprizli final sahnesinin başladığı nokta. Romanın konusunu anlatmaya son vermenin gerektiği yer aynı zamanda.
Behiç Ak’ın öteki yapıtları gibi mesajlarla yüklü bir roman Kedilerin Kaybolma Mevsimi. Yoksa fazlasıyla mı yüklü desem? Romanın çocuklara anlatmak istediği nedir diye düşününce, zihnime mesajlar üşüşüyor. Ortak sorunlar etrafında birleşmenin önemi, bu birleşmenin örgütlenmeyle anlamlı kılınabileceği, televizyonun ve dizilerin insanları kendi sorunlarından nasıl uzaklaştırdığı, dizilerin aslında insanların dedikodu isteğini gıdıklayarak ‘reyting’ yaptığı, insanların sadece kendilerine benzeyenleri sevdiği, zengin bir yaşam sürme hayallerinin insanları ve hatta hayvanları nasıl da köleleştirdiği… Bütün bu mesajları tek bir kurgunun içine sığdırmaya çalışmış Behiç Ak. Bu trafik, değil 8-12 yaşlarındaki çocukları, biz yetişkinleri bile yoracak türden. Havada uçuşan mesajlar romanın ana duygu ve fikrini silikleştirip kafaları karıştırarak, neredeyse “Roman ne anlatıyor?” sorusunun cevabını bulmakta umutsuzluğa düşürecek bizi.
Demem o ki, Kedilerin Kaybolma Mevsimi eğlenceli anlatımı, renkli ve mizahî resimleriyle çocuklara güzel vakit geçirtebilir… Ama sonunda biraz kafaları karışacağa benzer…

İyi Kitap Dergisi

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.