“Mahalle arası savaşlardan birinde karşı mahallenin savaşçıları tarafından esir alınmıştım da, ilk çocukluk aşkımı o sayede yaşamıştım, hiç unutmam… Evet itiraf ediyorum, düşman cepheden bir askerdi ilk aşkım…”

Çocuklar için, büyüklerin ‘ciddi’  dünyasından bağımsız, sadece kendilerine ait dünyalar kurmak ne harika bir şeydir! Mahalle arası savaşlara kadar uzanan, sapanların ve yeni icat edilen çeşitli aletlerin eşliğinde, tehlikelerin kıyısında geçen oyunlar oynamak, onları ‘adam yerine koymayan’ büyüklere masumane birer isyandır sanki. Kimi çocuk ‘çeteleri’ hayvanların canını kurtarmaya vakfetmiştir kendini. Kimisi yaşlı amcalar ve teyzeler için çalışmayı amaç edinmiştir. Bir başkası, mahallenin arka sokaklarında eski çağlardan kalma defineler bulacağına inanmıştır. Hatta aynı definenin peşine düşen iki mahalle çetesinin savaşa giriştiği çok olmuştur. Genellikle erkek çocukları bu çetelerin elebaşı olsa da, biz kızların da maceralara orasından burasından dahil olma çabası içinde olduğunu biliyorum… Yine böyle mahalle arası savaşlardan birinde karşı mahallenin savaşçıları tarafından esir alınmıştım da, ilk çocukluk aşkımı o sayede yaşamıştım, hiç unutmam. Evet itiraf ediyorum, düşman cepheden bir askerdi ilk aşkım. Allahtan çocuktuk da hain damgası yemekten kıl payı kurtulmuştum.

 

HAVAYA GİRMEK İÇİN

Beni bu eski günlere götüren, Enid Blyton oldu. “Gizli Yediler” ve “Afacan 5’ler” kim bilir kaç çocuğun ‘çete’sine esin kaynağı olmuştur… İlk basım tarihi 1940’lar olduğuna göre, sayısız ‘çete elemanı’ yetiştirmiş olmalı Blyton! Hatta kuşaktan kuşağa aktarılan gelenekler, isimler, parolalar bile bulunabilir, araştırmak gerek. Gerçi kimin kimden esinlendiği biraz karışık. Çünkü Blyton’ın kızının yazdığı önsöze göre, yazar gerçek yaşamda var olan bir Gizli Yediler’den araklamış bu fikri.
Afacan 5’ler de, Gizli Yediler de çocukların ilgisini çekecek bütün özelliklere sahip. Büyüklerin katılamadığı gizli toplantılar yapıyorlar, kendilerine ait bir mekânları var (ben en çok ağaç ev ya da kulübeleri severdim); üstelik bu mekâna girmek için parolayı bilmeniz gerekiyor! Tabii çetenin baş harflerinden oluşan rozetleri de unutmamalısınız… Bunların her biri havaya girmek için olmazsa olmaz!
Günümüzde çocuklar bilgisayar ortamlarında daha geniş imkânlar içinde pek çok maceraya atı-lıyor olmalılar ama toz toprak içinde debelenerek, dağ bayır tırmanarak (tabii aslında küçük bir toprak yığını), ağaçların tepesinde sincap gibi gezerek yaşanan bu maceraların yerini tutar mı bilmiyorum. Bana kalırsa hayat sanal olandan her zaman daha eğlencelidir! Bu romanlarda çocuklarınız da hayatın ta kendisini bulacak…
Unutmadan, içinizi ferahlatmak için söyleyeyim, bizim Afacanların da Gizli Yediler’in de eli hep kötülerin yakasında… Hatta çoğunlukla boylarından büyük işlere kalkışıyorlar. Yine de azıcık maceradan kimseye bir zarar gelmez. Hem bu romanlarda olduğu gibi, günlük yaşamda çocuklarınızın karşısına kaçakçılar ya da hırsızlar çıkmayacaktır. Olsa olsa onlar hayvanlara eziyet edenlerin ya da olmayan definelerin peşine düşeceklerdir…
Romanda en sevdiğim yan çocuklara aşılanan hayvan sevgisi. Blyton, iki romanında da dikkati çekici şekilde köpek ile insanın dostluğuna yer veriyor. Çocuklarınız bugüne kadar köpek isterim diye tutturmadıysa, bu iki kitaptan sonra başınızın etini yemeye başlayacaklardır, benden söylemesi.
Ekip ruhunu yüceltiyor; arkadaşlığı, birarada olmanın önemini anlatıyor iki kitap da. Bu macera romanları bana “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” sözünü hatırlattı.
Artemis kitaplara yaş sınırı koymamış, ancak gençlik kitabı olarak sunmuş. Ben kitabı 9-14 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin ilgiyle okuyacağını düşünüyorum. 14 yaş üstü içinse biraz “çocuk oyuncağı” olabilir. Ne de olsa onlar çok daha büyük maceraların peşindeler…

İyi Kitap Dergisi

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.