Tarih kitapları, konu edindiği tarihi öğrenmek için okunmaz her zaman. Kimi zaman da kitabın yazarının özelliğinden dolayı okunur. Tarih, kısmen belgelere dayanılarak yazılsa da, çoğunlukla yaşandığı dönemin kahramanları tarafından kayıtlara geçirilir ve kuşaktan kuşağa aktarılarak birikir. Zaman zaman, anlatıların taraflı ve gerçekdışı olduğunu savunan başka tanıkların aktardığı farklı tarih anlatımları çıkar ortaya. Bizim bu yazıyı yazmamıza neden olan kitap bir tarih kitabı. II. Abdülhamit’in tahta çıkmasıyla, 1924’de, hilafetin kaldırılması arasındaki dönemi ele alan kitabın ilgi çekici olmasının nedeni, verdiği bilgilerin yeniliği değil. Hatta pek çok Türkiyeli okur, anlatılan dönemi en azından genel hatlarıyla bilir. “Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu” isimli bu kitabı ilginç kılan, yazarının özelliği. Jean Paul Garnier bir Fransız. Kitap bir Batılının Türkiye tarihine nasıl baktığını göstermesi açısından ilgi çekici.

Önce yazarı tanıyalım… Jean Paul Garnier, 1955-1957 yıllarında Türkiye’de büyükelçi olarak görev yapmış. Türkiye tarihi üzerine tek çalışması “Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu”. Ancak Garnier’nin Türk kültürüne ait de bir çalışması var: “Nasrettin Hoca ve Türk Hikâyeleri.” Garnier, bu çalışmasından dolayı olsa gerek, Akşehirliler tarafından fahri hemşeri kabul edilmiş. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye hem tarihiyle hem de kültürüyle Garnier’yi oldukça etkilemiş. Bu etkinin Cumhuriyet devrimine ve Mustafa Kemal’e yönelik bir tür hayranlığa dönüştüğü kitapta son derece açık bir şekilde göze çarpıyor. Jean Paul Garnier Cumhuriyet devrimini bir “Anadolu mucizesi” olarak nitelendiriyor. O her ne kadar “mucize” sıfatını kullansa da, kitabında tarihsel olarak “devrim yapma” noktasına nasıl gelindiği adım adım anlatılıyor.

II. Abdülhamit dönemi ve Türkiye’nin ilk anayasası Kanuni Esasi’nin kabulüyle başlıyor Garnier kitabına. 1877 Meclis-i Mebusan’ı, 1877-78 Türk-Rus Savaşı, Ermeni kıpırdanışı, Genç Türkler’in ortaya çıkışı, 31 Mart Ayaklanması dönemin önemli olayları olarak ele alınıyor. Garnier bütün bu olayları ve gelişmeleri kendisi tanıklık etmişçesine canlı bir anlatımla sunuyor. Garnier, bilimsel bir anlatım yerine, kendisi olayları bizzat yaşamış izlenimi veren bir dili özellikle seçmiş. Abdülhamit, Mithat Paşa’yı sürgüne gönderme kararı alırken Garnier de yanı başındaymış hissine kapılıyorsunuz. Ya da Mustafa Kemal ve Enver Paşa arasındaki sürtüşmeler ve ayrılıkları aktarırken kâh Mustafa Kemal’i dinlemiş, kâh Enver Paşa’nın “kafa tutuşlarına” tanık olmuş izlenimi ediniyorsunuz.

“Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu” özellikle bir Batılının bakışını yansıttığı için ilgi çekici olduğu kadar, işlediği konular hakkında derli toplu bir bilgi vermesi açısından da kayda değer. Özellikle Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki’yle ilişkileri ve yaklaşımı konusunda genel bir bilgi edinmek isteyenler için iyi bir kaynak. Ancak elbette ki bu alanda uzmanlaşmak isteyenler için yetersiz olacaktır. Garnier’nin bu kitabı bu anlamda bir başlangıç olabilir.

Jean Paul Garnier, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’nı ve devrim sonrası Meclis içindeki mücadeleleri de oldukça ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Özellikle halifeliğin kaldırılması konusunda Meclis içindeki tartışmalar canlı bir şekilde aktarıyor. Garnier Mustafa Kemal’in iradi zorlaması ve devrimci tutumunu övgüyle değerlendiriyor.

Garnier’nin akıcı üslubunda sık sık kişilik çözümlemelerine de rastlıyoruz. Bu üslubun başarısında çevirinin payını reddedemeyiz. Zeki Çelikkol’un çevirisi dönemin havasını yakalaması nedeniyle başarılı. Çelikkol, yakın zamana ait bir roman çevirisi için de aynı sözcükleri seçer miydi bilemiyorum. Sanırım o durumda bu kadar başarılı bulmazdık. Ama 1800’lerin sonu ve 1923 yılları arasındaki bir dönemi anlatan bir kitapta zaman zaman eski sözcüklerin tercih edilmemesi yerinde olmuş.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış öyküsünü, Kurtuluş Savaşı’nı hazırlayan koşulları, Mustafa Kemal’in devrimci iradesinin hangi koşulları zorladığını, 1923 sonrasında yapılan devrimlerde kimlerin Mustafa Kemal’in yanında, kimlerin karşısında olduğunu Türkiye’de büyükelçilik yapmış bir Fransız’ın gözünden okumak isteyenlere bu kitabı mutlaka edinmelerini öneririz.

 

Jean-Paul Garnier; “Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu”; 312 s.; Remzi Kitabevi; 2007

Share →
Set your Twitter account name in your settings to use the TwitterBar Section.